|
|
|
BİR TRAVMANIN GERİ BİLDİRİMİ (yürek yangını) |
|
 |
Genel |
Tarih: 05.06.2011 Saat: 15:20 Gönderen: sezer
|
|
40 yılı aşkın süre Türk Siyasi hayatının içinde aktif olarak yer alan, dinamik ve teşkilatlı yapısı ile her dönem varlığını koruyan Ülkücü Hareket, son tuzaktan kumanda kasetlerle birlikte ciddi bir travma yaşamaktadır. Benim nazarımda bu kaset silsiles...i ya da zelzelesinin gerçek etkisi, partinin oy kaybı ya da meclis aritmatiğine yansımasından ziyade, gönlümde oluşturduğu akistir.
“Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti” sözünü şiar kabul eden, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” nidasıyla meydanlarda her daim dik duran bozkurtların, 4 binden fazla şehit veren bir davanın (ki bu hareketi davaya dönüştüren esas, Türk Milletinin can damarından yani imandan beslenmesidir) kutsal pınarına, lağım karıştırılması elbette yüreğimizi burkmanın ötesinde beynimizi patlatacak ağır hasarlara neden olmuştur. 40 yıllık mücadele kültürüyle, 70’li yılların başında “birkaç Anadolu delikanlısı” denilerek küçük görülen bu vatan evlatları, binlerce komünist militanın karışında imanını haykırmış, 70’lerin sonunda 10’a karşı 1 yürüttüğü mücadelesini, 4bin şehitle tarihe nakşetmiş ve 12 Eylülcülerin “omurgalarını kırdık daha bellerini doğrultamazlar” diyerek zindanlara gömdüğü kutlu yolun yolcuları, 10 yıl sonra liderlerini “BAŞBUĞ”; kadrolarını, iktidar yapmanın bahtiyarlığına erişmiş ve 1960’tan sonraki sürecin galip nesli olduğunu dünyaya kabullendirmiştir. Bize bu büyük travmayı yaşatan temel sebep, adı ahlaksızlıkla anılanlara bu pisliği konduramamak, yakıştıramamaktır. Biz 1990’lı yılların ülkücüsü olarak, icraat yapmadan itibar gördüğümüzü biliyoruz. Kendi iç dünyamızda bunu muhakeme ettiğimizde, Bu itibarı bize kazandıranın, cevval bir vatansever ya da kişisel gücümüzden ziyade içinde katre hükmünde olduğumuz bu mübarek harekete gönül vermişliğimiz olduğunun da idrakindeyiz. Yani biz, binlerce şehit, on binlerce gaziye mal olan ve binlerce yıllık hapis cezasıyla biriktirilmiş bir davanın sermayesini kullandık. Kurulduğu günden bu güne kadar binlerce badire ve onlarca komployu atlatan Türk Ülkücüleri, birkaç parti yöneticisinin nefsi hataları ve bu hataların alem-i cihana faaşedilmesiyle yıkılmayacak, yok olmayacak; elbette bunu da atlatacaktır. Siyasi rakiplerinin ve medyanın olaya bakış açısı ülkücülerin bu oyunu görmesine yaramış ve teşkilatlar kenetlenmiştir. Anadolu’nun her yerinde “bu olay, pislikten arınma durumudur” düşüncesiyle teşkilatına dört elle sarılan bozkurtların bu travmayı da atlatacağı ortadadır. “Her şerde bir hayır vardır” sözü bizim için teselliden öte, Canab-ı Hakk’ın tecellisine iman ettiğimiz büyük bir umut kapısıdır. Son 10 yıldır dava mensupları çok ciddi bir sınava tabi tutulmayan ve diyet ödemeyen ülkücü hareket, durağan geçen süreç içerisinde bünyesinde biriken cerahati de görme şansına erişmiştir. Ülkücü Hareketin can damarlarından birine neşter vurarak, kan kaybından öldürmeyi hedefleyenler aslında cerahatin patlamasına ve akmasına yardımcı olmuşlardır. Davayı kan kaybından öldürme adına vurulan bu neşter, inşallah davanın cerahatten kurtulmasına ve daha zinde ve sağlıklı temellerde yürümesine vesile olacaktır. Elbette bu, dışardan müdahale olmaksızın teşkilatın kendini temizleme ve arınma isteği ile cerahatin akmasına ve yaranın öz değerlerle sarılmasına bağlıdır. Önemli olan bundan sonrasıdır. Kasetlerin yayınlanması sonrası Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin sergilediği ilkeli tutum ve duruş, bundan sonraki süreçte yarayı sarma ve onarım olarak süreceğinden eminim. Bundan sonra kadroların yeniden inşası ve meşveretin yaygınlaştırılması gereklidir. Meşveret sayesinde taban-tavan bütünlüğü sağlanacak ve teşkilat yeniden dinamizm kazanacaktır. Anadolu’nun en ücra köşesinde samimiyetiyle davasına hizmet eden her ülkücü, kendisine değer verildiğini görecek ve teşkilatına her zamankinden daha fazla sarılacak, ülkücü hareketin sırtından geçinen asalaklar temizlenecektir. Bunun için ortak akıl oluşturulmalı, kararlar istişare edilmeli ve ülkücü hareketin mensupları davalarının en güzel şekilde yönetildiğine inanmalıdır. Cumhuriyetin 100.yılına “Büyük Türkiye” sevdası ile koşan Bozkurtlar, Türkeşçiler, Dokuz Işıkçılar velhasıl kelam Türk Ülkücüleri bu vesile ile titreyecek, özüne dönecek, silkinecek ve yeniden şahlanışa geçecektir. Alperen BURAK 26 Mayıs 2011
|
|
Kategori:
Genel |
|
Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
|
| Ortalama Puan: 5 |
Toplam Oy: 1

|
|
|
| | | İlgili Konular
| | | | |
| | |
| "BİR TRAVMANIN GERİ BİLDİRİMİ (yürek yangını) " | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum |
|
| | Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız. |
| | | | |
|