Türk Milliyetçileri; Okyanus ötesindeki sistem sahibinin Türkiye’deki sesi,
BOP Eş Başkanı başkanlığındaki AKP’nin güvenoylaması sonuçlandı!
Elli milyon seçmenin % 25’i yani en az on milyonu sandığa gitmedi! Geri kalan
kırk milyon seçmenin, yüzde elli sekizi “evet”, yüzde kırkikisi “hayır” dedi...
İki gündür telefonlarla kulaklarım tutuldu! AKP’nin kesin başarısı olan bu
referandum sonrası neden bana bu kadar müracaat ve tazyik var? Bir parti genel
başkanı falan değilim! Ben seçimlere kendini endekslemiş bir siyâset adamı da
değilim! Siyaset ve seçimden ikbâl bekleyen bir politikacı da değilim ama
tâvizsiz, te’vîlsiz bir Türk Milliyetçisiyim. Türk Milliyetçisi edamla,
tavrımla, Ülkücü duruşumla gerektiği zamanda, gerektiğim yerde durmaya çalışan
bir fikir savaşçısıyım!
Bunları söylerken Allah(c.c.)’ımı şahit tutarak derim ki enâniyet yapmıyorum!
Nefsimin dizginlerini çeke çeke ağzını yırtıyorum! İşin kolayını tercih ederek
suçlu arayanlara katılmıyorum aksine kendimi, niye daha fazla çalışmadım, daha
fazla çalışamadım diye eksik hatta suçlu ilan ediyorum!
Bir yanda Haçlı silahşörü ABD, bir yanda Haçlı AB, bir yanda NATO’ya
girdiğimizden beri içimize yerleşmiş sistem temsilcileri, bir yanda 53 yıllık
arkadaşını gözünü kırpmadan yok edebilen Önder Sav kontrolündeki CHP’nin
vitrinine çıkarılan Gandi Kemal, bir yanda Recep Tayyip Erdoğan’ın gözlerimizin
içine baka baka teşekkür ettiği -ne demekse- “Bağımsız Ülkücü” sıfatlı fikir
fahişeleri, bir yanda valilerin-kaymakamların, emniyet güçlerinin tehdît ve
vaatleri, diğer yanda PeKaKa’nın ölüm tehdîtleri ve üstüne tuz-biber bâbından
Gandi Kemal’in “Genel af- rahibe” gaf veya işlevi... Ve yüzde kırk iki HAYIR!...
Bu asîl Türk Milleti daha ne yapsın?
Bu yüzde kırk iki; ABD’nin, sistemin aklını almadı mı? BOP Eş Başkanı’nın vücut
kimyasını bozmadı mı? Bu kadar etkin ve baskın tazyike rağmen yenilmemiş % 42
HAYIR deme ferâsetini, yürekliliğini göstermiş Türk Milleti’nin tavrını
temsilciliğe, Türk Milliyetçilerinden-Ülkücülerden başka kimin hakkı olabilir?
Türk Milliyetçileri, muhteşem Ülküdaşlarım;
Asıl işimiz, asıl mücâdelemiz şimdi başladı! ABD’nin, sistemin, Haçlı
Müslümanların bütün hesaplarını bozmak için asıl şimdi diklenmek, şimdi bir ve
iri olmak zorundayız! Sistemin vaz geçtiğini belli ettiği Devlet Bahçeli’ye;
aynen birinci 12 Eylül kıyâmeti öncesinde olduğu gibi “Devlet Hoca-Devlet
Ağabeyi” sıfatıyla sahip çıkma zamanımız!
Ne Devlet Hoca’yı, ne de O’nun şahsında teşkilatlarımızı sistem karşısında
yalnız bırakamayız! Gardımızın düşüklüğünden çenemize yediğimiz bir kontra
yumruk yüzünden, antrenörümüze kızamayız! Yumruğu yiyip yıkılmayan biz
olduğumuza göre düşürücü yumruğu vurmak da ringde olan bize düşer!
Biz Türk Milliyetçileri olarak, Millet-Devlet-Vatan-Bayrak-Ezan-ı Muhammedî
sevdâlısı Ülkücüler olarak suçlu aramak kolaycılığına düşemeyiz!
Böyle yaparsak kaybeden Devlet Hoca olmaz! Kaybeden Türk Milliyetçiliği olur!
Kaybeden Türk Milleti olur! Bu kayba tahammülümüzün kaldığını zannetmiyorum!
Aynı şevk ve heyecanla, birbirimize biraz daha zaman ayırarak, saflarımızı
aramızdan değil su, hava sızmayacak şekilde sıklaştırarak mes’elemize sahip
çıkmak zorundayız...
Şimdiden sonra her kes, yerine yeni bir Türk Milliyetçisi genç yetiştirmek
zorundadır. Saf böyle kurulur, saf böyle tutulur. Lokal kaybedilmiş gibi görünen
mücâdelede nihai sonuca cephede varılır!
Hedef Türk Milliyetçiliği, hedef Türk Milleti’nin bölünmez bütünlüğüdür. Türk
Milliyetçilerinden başka bu savaşın tarafı da yok!
Ülkücüler bir daha gusl abdestlerini tazeleyip, yeniden îman ikrarı ile
teşkilatlarına yoğunlaşmalı, tek adreste, tek duruşla buluşmalı vesselam...