
12 Eylül askeri darbesinin yaşandığı tarihlerde Avrupa’daki Türk Federasyonu’nda görev alan ve uzun yıllar yurt dışında kaldıktan sonra Türkiye’ye dönerek Ülkücü Köylüler Derneği’nin (Ülkü-Köy) Genel Başkanlığı’nı yürüten Doç. Dr. Bahattin Ergezer, referandum kararının “Hayır” olduğunu açıkladı.
İktidar partisinin referandumu 12 Eylül ile hesaplaşma ve 12 Eylül ihtilalinin sorumlularını yargılama vaadiyle götürmeye çalıştığını kaydeden Bahattin Ergezer, “13 Eylül’de herkes görecek bu insanların yargılanıp yargılanmayacağını…
Ülkücüler, 12 Eylül’ün en fazla acı çeken kesimiydi… Ben de işkence gören insanlardan biriyim.. Şimdi benim için hesaplaşacaklarını iddia edenler, 94 yaşındaki Kenan Evren’i çağırıp O’na işkence mi yapacaklar? Hesap mı soracaklar. Kimse kimseyi kandırmasın. Bu milletin ağzına bir parmak bal çalmak hadisesidir” diye konuştu.
EVET DİYENLER BİRİLERİNE BASAMAK OLMASIN
Referanduma “Evet” diyen bazı ülkücülerin oyuna geldiğini söyleyen Ergezer, “Her insanın fikrine saygı duyuyorum. Bazı arkadaşlarımıza göre, iktidarın söylemleri doğru olabilir. Ancak birilerinin basamağı olup Türkiye’nin köleleşmesine, Türk topraklarının bütünlüğünün, bağımsızlığının elden gitmesine yönelik bir takım hazırlıkları görmezden gelmek olmaz. Bugün, özerklikten, Türk bayrağının yanına ikinci bir bayrak asılmasından söz ediyorlar ve bunlar artık kanunlara göre ‘suç’ bile sayılmıyor. Kaldı ki iktidar partisi, en büyük değişiklikleri 13 Eylül tarihinden sonra yapacağını duyuruyor. Buna aldanmak olmaz” dedi.
Hz. Muhammed'in bir sözünü hatırlatan Ergezer, "Söylediği zaman yalan söyleyen, ahde vefa göstermeyen ve emanete ihanet edene saygı duyulmaz. Çanakkale şehitlerinin, İstiklal savaşı şehitlerinin ve teröre şehit verdiklerimizin emanetine ihanet eden insanlarla bir olunmaz" diye konuştu.
ŞEHİTLERE 'KELLE' DİYEN İNSAN NASIL ANİDEN
DÖNÜŞ YAPABİLDİ ACABA?
Erdoğan’ın miting meydanlarındaki söylemlerini “çok çirkin” bulduğunu belirten Ergezer, Başbakan’ın bazı şehirlerde “milliyetçi” çıkışlarını da samimi bulmadığını söyledi. Bahattin Ergezer, “Şehitlere kelle diyen bir insan nasıl birden bire böyle bir dönüş yapar sorgulamak lazım. Erdoğan’ın ve yanında yer alan insanların özellikle MHP’ye ve genel başkanına yönelik tenkitlerini Türklüğe, Müslümanlığa ve insanlığa yakıştırmıyorum. Müslüman insanlar insanların açıklarını aramazlar, fitne yapmazlar” dedi.
DALKAVUKLUĞUN MENZİLİ YOK
MHP’nin muhalefet çizgisini zaman zaman kendisinin de eleştirdiğini ifade eden Ergezer, “Bugün Türk siyasetinde hakkında yolsuzlukla ilgili, soygunla ilgili, devlet malını kullanmayla ilgili hakkında tek bir dava bile açılmayan tek lider Devlet Bahçeli’dir. Allahtan korkun diyorum başka bir şey söylemiyorum. Ameliyat parasını bile cebinden veren tertemiz bir insan. İşte burada da insanlar sapla samanı birbirine karıştırmayacak. Tenkit ederken vicdan sahibi olacak.
O dönemde, içerde yatan çıkan arkadaşlarımız ateşle imtihan oldular, başarıyla bu sınavı verdiler. Ancak aynı dönemde, yorganlarının altında kafasını saklayan, ülkücülük, Türkeş bitti diyen adamlar şimdi meydanlarda, AKP ye şakşakçılık yapıyorlar. Dalkavukluğun menzili yok tabii.” diye konuştu
SAPLA SAMAN BİRBİRİNE KARIŞMIŞ
12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilecek referandum öncesinde sapla samanın birbirine karıştırıldığını ve milletin önüne getirildiğini söyleyen Bahattin Ergezer, şunları kaydetti:
“Bizim çocukluğumuzda, atlar en hızlı ulaşım vasıtasıydı. Bir evde bir at, bir de at arabası olursa köyün en önemli evi demekti. Bu atlar zaman zaman parlardı. Tutmak mümkün olmazdı. Evin sahibi, yemliğine biraz şap, saman üzerine biraz da arpa koyardı. Sonra ‘Aho aho’ diye atlar çağrılırdı. Sahibine inanan atlar gelir ve samanın içine karışmış arpaları yerken, o sırada boynuna yular, sırtına semer, ağzına gem vurulurdu. Yemini bitirdikten sonra at ne kadar geriye kaçmaya çalışsa da artık çok geçtir. İşte bu referandumu ben milletin önüne koyulan sapla samanın, biraz da arpanın birbirine karıştırıldığı yem’e benzetiyorum. Dolayısıyla milletimizi kandırmaya yönelik bir uygulamaya yüzlerce kez ‘HAYIR’ diyorum.”
HSYK İÇİN BÜYÜK TEHLİKE
Anayasa değişiklik paketinde özellikle HSYK’yı ilgilendiren maddeye ilişkin çok ciddi sakıncalar olduğunu belirten Bahattin Ergezer, hayır gerekçesini şöyle açıkladı:
“Anadolu’nun bir kentinde hakim olarak görev yapan kişi, HSYK’ya üye olarak seçilmek isteyecek. Bu yasa değişikliğine göre, seçilmesi için propaganda yapması gerekiyor. Bu propaganda ihtiyacı, HSYK’ya hakim ve savcıların seçilmesini kolaylaştıracak bir takım derneklerin kurulmasına yol açacak. Bu derneklerin yöneticilerini, üyelerini kim, nasıl belirleyecek? Bu dernekleri, bulundukları bölgelere göre PKK’lılar, Nurcu gibi cemaatlerin mensupları ya da iktidar partisinin uzantıları kuracak. Hakimler, işte bu insanlara kul köle olarak, onlara yaranmaya çalışarak HSYK’ya seçilmeye çalışacak. Sonuçta, adaletin değil, bu insanların istediği olacak. Böyle bir yargı sistemine elbette hayır diyeceğim.”
PEŞKEŞ YASASI GİBİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
Anayasa paketine sıkıştırılmış ve kamuoyunda çok tartışılmayan bir başka madde daha olduğunu söyleyen Ergezer, bunun da orman vasfını kaybetmiş arazileri kullanıma açmayı kolaylaştıran düzenleme olduğunu söyledi. Kamuoyunun 2B olarak bildiği bu arazilerin, 12 Eylül’de oylamaya sunulan değişiklik paketiyle birlikte “peşkeşe” açıldığını belirten Ergezer, şöyle devam etti:
“Bu arazilerin tamamı bir hesaba göre Türkiye’nin mevcut iç ve dış borçlarının tümünü kapatacak kadar değerlidir. Çoğu, İstanbul ve Ankara gibi şehirlerle, kıyı şeritlerindedir. Sözde kullanım hakkı ‘köylülere’ verilecek olan bu arazileri, sabit gelirli hiçbir Türk vatandaşının satın alması mümkün olamayacak. Çanakkale’de, Ege’de, dedesi, atası şehit olmuş insanlar bu arazileri satın alabilir mi? Tabii ki alamaz. Demek ki zenginler yine vurgun yapacak.”