
Prof. Dr. Ümit Özdağ, referandum kararının “Hayır” olacağını belirterek gerekçelerini anlattı.
21. Yüzyıl Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Cumhuriyet’e inanıyorum. 1923’te kurulduğu şekliyle inanıyorum” derken, “Hayır” kararının diğer gerekçelerini ise şöyle sıraladı:
“Ben hukuk devletine inanıyorum. Demokrasiye inanıyorum. Yürütmenin, yargı aleyhine her türlü genişlemesini Demokrasi ve hukuk devleti adına tehlikeli buluyorum. Yargının, yürütmenin her türlü tasarrufu üzerinde denetim yapabilmesinin, hukuk devleti açısından vazgeçilmez bir kural olduğunu düşünüyorum.
Bütün bunların dışında bir başka gerekçem daha var. Başbakan Erdoğan, 12 Eylül tarihindeki referandumun, bundan sonra yapılacak daha büyük bir anayasa değişikliğinin habercisi olduğunu söyledi. Daha sonra planlanan anayasa değişikliğinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli ve üniter devlet yapısını tehdit edecek değişiklikler olduğu konusunda çok fazla emareler var.
Dolayısıyla kararım ‘hayır’ olacak.”
HESAPLAŞMA OLMAYACAK
AKP’nin 12 Eylül yönetimiyle hesaplaşma söylemine hiçbir şekilde inanmadığını da söyleyen Prof. Dr. Ümit Özdağ, iktidar partisinin bu propagandayı son derece başarılı bir şekilde sürdürdüğünü belirterek şöyle devam etti:
"Elbette bir hesaplaşma olacağına inanmıyorum. 12 Eylül tarihinin referandum için tamamen tesadüf olarak; ancak iktidar partisine olağanüstü bir propaganda yapma fırsatı veren bir ‘tesadüf’ olarak ortaya çıktığını düşünüyorum. İktidar partisi, çıkardığı yasa ile referanduma hazırlanma süresini 120 günden 60 güne indirmişti. Ancak bu yasa değişikliği, 12 Eylül 2010 tarihindeki referandumda uygulanmadı. AKP, bu değişikliği ‘gelecek referandumlarda’ uygulanmak üzere gerçekleştirdiğini duyurdu.
Esasen, 12 Eylül 2010 olarak belirlenen referandum tarihine hukukçuların çok önemli bir kısmından da ciddi bir itiraz var. Referandum hazırlık süresinin 120 gün olması gerektiği konusunda hemfikirler. Dolayısıyla bu da Eylül ayı sonuna tekabül eder.
İktidar partisi, YSK ilk kez 12 Eylül tarihini açıkladığında, hatırlarsınız bu tarihe 'şiddetle' karşı çıktı. Üstelik Yüksek Seçim Kurulu’nu da eleştirdi. Ancak, iktidar partisi, bu tarihi ’12 Eylül’ söylemiyle değerlendirebileceğini anlayınca, referandum öncesindeki süreci ’12 Eylül ile hesaplaşma’ gibi bir zemin üzerinden sürdürmeye karar verdi. Kısacası kullandı.
İKTİDAR PARTİSİ 12 EYLÜL İLE ÇELİŞMİYOR
Bugünkü iktidarın, sosyal yapısı itibariyle asla 12 Eylül ile bir çelişkiyi temsil etmediğini söyleyen Özdağ, "Hatta AKP, sosyal yapısı itibariyle 12 Eylül'den nemalanan ana dinamik olmuştur. İktidarın politik yapısının da 12 Eylül ihtilaliyle büyük bir çatışma içinde olmadığını görürüz" diye konuştu.
Özdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bundan dolayı 12 Eylülle hesaplaşılacak ise, bu hesaplaşmada, AKP iktidarı ve sosyal tabanı, hesaplaşma sırasında en sonlarda olur. Bundan dolayı iktidarın hnesaplaşma iddiası içeriksizdir. Ama politik propagandasını son derece başarılı buluyorum."
ADI ÜZERİNDE 'ESKİ' ÜLKÜCÜ...
Ümit Özdağ, bazı 'eski' ülkücülerin, 12 Eylülle hesaplaşma adı altında referandumda evet diyeceklerini açıklamalarıyla ilgili olarak da şunları söyledi:
"Hareketle ilişkilerini 12 Eylül sonrasında değişik aşamalarda kesmiş bu insanlar. Aradan tam 30 sene geçti. İnsan hayatının yarısından fazladır bu süre. Ondan dolayı, ben bu arkadaşlarımın açıklamalarının Türk milliyetçiliğinin tabanını bağladığına kesinlikle inanmıyorum. Yanlış ve duygusal davranıyorlar. Veya başka herkesin, bireysel nedenleri var."
Öte yandan MHP'nin sosyal politik tabanına yönelik AKP tarafından bir çalışma yapıldığını belirten Özdağ, "Ancak bir şey abartılıyor. Araştırmalar gösteriyor ki
MHP tabanından yüzde 12 lik bir grup evet oylarına yatkın gibi gözükürken, AKP tabanından yüzde 15-20 arası bir grup hayır oyu kullanma eğilimindedir. AKP tabanında sağ seçmendir bunlar ve hem oransal, hem sayısal olarak "Hayır" verme eğiliminin daha fazla olduğunu ortaya sermektedir" dedi.
Özdağ, "Türkeş yaşasaydı evet derdi" şeklindeki iddialara ise çok güldüğünü belirterek "Buna söylenecek hiçbir cevap bulamıyorum. Şayet Alparslan Türkeş yaşasaydı, kendisinin ne oy vereceğini görürlerdi" diye konuştu.