Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir!

Anasayfanız Yapın

Favorinize Ekleyin

Sitenize Son Dakika Haber Ekleyin İletişim Künyemiz Yeni Üyelik İçin

  ANA MENÜ

> Ana Sayfa
> Anketler
> Dost Siteler
> Haber Arşivi
> İletişim
> Hesabınız
> Künye
> Yusufiyeli Kimdir?
> İlkemiz
> Ziyaretçi Defteri
> Dosyalar
> Ansiklopedi
> S.S.S.
> İçerik
> İncelemeler
> Site Haritası
> Tüzük
> Basında Biz
> Yazar Arşivi
> Videolar
> Şehitlerimiz

  YAZARLAR

¬ Sedat GENÇKAN
  TÜRK LÜĞÜ, TÜRK OLMAYI SAVUNABİLMEKTEN YORULDUK.
¬ Abdullah AYATA
  SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM ENDÜSTRİSİ
¬ Öksüz ATA
  Gündemdeki konular...
¬ Bekir AKOĞUL
  VATAN BİR BÜTÜNDÜR

  H.NİHAL ATSIZ

> Hayatı
> Mücadelesi
> Kitapları

  LİNKLER

> Yusufiye
> Milliyetçiler
> Yeni Hafta
> Türk Ocak
> Yalnız Kurt
> Ülkücü Şehitler
Haberi Yazdır 11 Punto  14 Punto  16 Punto  18 Punto

 Gündemdeki konular...

Öksüz ATA Öksüz ATA

Tarih: 24.03.2009 Saat: 15:57 Gönderen: YusufiyeliReis



İlk önce Demirel’le İnönü’nün 1991 seçimlerinden sonra “Kürt realitesi” sözünü telaffuz etmeleriyle başladı. Sonra Mesut Yılmaz “AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer” dedi. En son Erdoğan Diyarbakır’a gidip aydın geçinen zümreler ile istişare ettikten sonra “ Kürt sorunundan bahsetti. Eski bir emniyetçi olan şimdi ise genel başkan sıfatı taşıyan zat “eşkıyayı dağdan ovaya indirip politikacı yapalım” diye beyanat verdi.

Bu gün ikinci Sevr tehdi di ile karşı karşıyayız.
Türk devletini bölmeye çalışan unsurlar bunun alt yapısını oluşturmak için dış güçlerin ülkemiz üzerindeki her tür bas- kılarını Türkiye’nin gündemine taşımaktadırlar.
Bir taraftan sınırımızdaki Kürt yapılanması devletleşme sürecine girmiş, diğer yandan bölücü terörün amaçladığı siyasi hedeflerin dayatıldığı bir süreci yaşamaktayız. Dahası federasyon tartışmalarını gündeme oturtan sorumsuz açıklamalarda birbirlerini izlemekte.

Hepimizce malumdur. Türkiye de kimi politikacılar zaman zaman gaflar yaparak, zaman zamanda popülist hesaplarla, kimi zamanda yanlış çevrelerin, dış baskıların etkisinde kalarak ifade ettikleri “Kürt sorunu” deyimi var. Bu deyim ilk önce Demirel’le İnönü’nün 1991 seçimlerinden sonra “Kürt realitesi” sözünü telaffuz etmeleriyle başladı.Sonra Mesut Yılmaz “AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer” dedi. En son Erdoğan Diyarbakır’a gidip aydın geçinen zümreler ile istişare ettikten sonra “ Kürt sorunundan bahset- ti. Eski bir emniyetçi olan şimdi ise genel başkan sıfatı taşıyan zat” eşkiyayı dağdan ovaya indirip politikacı yapalım” diye beyanat verdi. “Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü tehlikeye giriyorsa” diyerek 12 Eylül’ü, anarşi ortamına karşı yaptığını söyleyen ve Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanı olan darbeci Genelkurmay başkanı bile bir bakıyorsunuz 90 yaşında aniden siyasi ve demokratik çözümden yana liberal bir aydın görüntüsü vermeye çalışıyor. Aslında şöyle bir düşünürseniz bu insanlar hatalarını, yanlışlarını örtbas etmek, şirin görünmek için akıllarınca imaj değişikliğine soyunuyorlar.

Başta da söylediğim gibi 2. Sevrciler yada bu tehdidin dış ayaklarını bilmelidirler ki, büyük Türk milleti ve onun içinden kahraman Türk ordusu buna asla müsaade etmez. Gerekli olan her tür tedbir bir şekilde alınmalı.Zira bizler, çok zor şartlar altında, koskoca bir imparatorluğun toprakları üzerinde, bir hayli küçülmüş bir coğrafyada büyük bir milli mücadele örneği vermiş ve Türk devletini kurmuş bir milletiz. II. Sevrcilere cumhuriyet tarihini çok iyi ezberletmemiz gerektiği inancını taşıyorum. Türkiye’de Kürt konusunun tırmandırılmasının çeşitli sebepleri var. AB’nin Türkiye üzerin- deki baskılarından nemalanan, cesaret alan ırkçı, bölücü, siyasi Kürtçüler ve Amerika’nın Irak’ı işgali ile başlayan süreçte, kuzey ırak’taki peşmergelerin Amerika’nın desteğiyle faaliyetlerini arttırmaları, bunlar öncelikle ayrı bir federatif sistem, sonra bir konfederatif bir bağlantı, daha sonra da bağımsız bir
Kürdistan kurmaya yönelmektedirler.Bunun Türkiye ayağında aydın geçinen şarlatanlar “Kürt sorunu askeri tedbirlerle halledilemez, demokratik ve siyasi çözümler gerekir” diyerek palazlandırmak istemektedirler. Her ne kadar bu sözünü ettikleri, sözüm o’na barışçı yaklaşımın altını doldurmuyorlar. Geçiştiriyorlar.Bu şarlatan kitle dün “Kürtçe yayın” dediler bu gün var ama yetmiyor, şimdi ise “Kürtçe eğitim” diyorlar, bunlarda yetmiyor bebek katili ve avanesinin affını istiyorlar. Parlamentoya girmek istiyorlar.

Bizim, Türkiye’deki milli devleti ve üniterliğimizi, tekliğimizi, bölünmez bütünlüğümüzü muhafaza etmemizin yolu, bütün bu konularda evvela ve çok ciddi bir şekilde, gerçekçi tesbitlerle teşhislerle hareket etmemiz gerekmektedir.Devlet, gücünü gerektiğinde göstermeli, özellikle ırak konusunda diplomasinin arkasına mutlaka silahlı gücünü koyması gerekmektedir.

Ziya Türkiye maalesef bölgesinde aktif bir dış politika izlemiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda bir Misak-ı Milli sınırları vardı.O Misak-ı Milli, Türkiye’nin ilan ettiği sınırların gerisine gidilmeyeceğine dair edilmiş bir yemindi. Ve bu sınırlar içinde Musul-Kerkük hattı da vardı.Atatürk, Nutuk’ta bunu açıkça söylemiştir. Uzun mücadele sonucunda Hatay Türkiye’ye iltihak etmiştir. Aslında çok hayıflandığı, üzüldüğü, gerçekleştiremediği emellerinden olan Musul-Kerkük konusu O’nun vefatını müteakip, milli şeflik döneminde Türkiye daha çok içine kapandı. Diplomatlarımız, devlet adamlarımız, siyasetçilerimiz O’nun bu ülküsüne cevap verememişlerdir.

1 Mart tezkeresi sonucunda sınırımızda gelişen olaylar ülkemizi de sıkıntıya sokmuş, palazlanan peşmerge, Kerkük’de insanlık dramı yaşatmaya başlamış. Hiç olmadıkları bu böl- gede varlıklarını ortaya koymak adına tapu sicil kayıtlarını yok etmişler ve acı ızdırap dolu günleri soydaşlarımıza yaşatmışlardır. Ülke idarecilerimiz Musul ve Kerkük’ü yalnız bıraktıkları gibi bölgede bulunan Türk askerinin başına çuval geçirilmesine de seyirci kalınmıştır. ABD’ye bir nota dahi verilememiştir. Dünün sığır çobanları bugün ABD’nin sağlam müttefiki konumundadırlar.
Ülkemizde yönetici ve idareci hâkim sınıf kendi aralarında uzlaşma sağlayamıyorlar. Gn. Kurmay Başkanı Amerika’da “bizim onlarla konuşacak bir şeyimiz yok” diyor, başbakan Türkmenistan uçağında ayaküstü “diyalog kurmaya hazırız” diyor. Bunlar çok büyük çelişkiler olmakla beraber Türkiye’nin güvenliğini, bütünlüğünü ve güvenirliliğini tehlikeye sokuyor. Kıbrıs konusunda yapılan dış dayatmalar neticesinde gelinen nokta milletimizce bilinmektedir. Beceriksiz, liyakatsiz tutum ve davranışlar Türk devle- tinin itibarını yok etmiştir. AB ve ABD gibi ülkeler Türkiye’yi bölge dışına itmişlerdir. Buna çanak tutan, zemin hazırlayan da bizim idarecilerimizdir. Yaklaşık dört buçuk yıllık icraatını birlikte yaşadığımız bu hükümet; bir yığın yanlışları ve hataları olduğu halde son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oluşturduğu kaos, gösterdiği performans ortadadır.
22 Temmuz 2007 Pazar Günü yüce Türk milleti sandık başına gidecektir.Önümüzdeki günlerin neler getireceğini tespitte söz sahibi olacaktır. Yetki merciidir. Yetkiyi de mutlaka birilerine verecektir. Bugünlerde kısır parti çekişmeleri daha bir hız kazanacaktır. Son tabloyu milletimizde yakından izlemektedir. Transfer çalışmaları bir hayli ivme kazanmıştır.
Üniter yapımıza, bayrağımıza, kültürümüze, inançlarımıza ve değerlerimize önem veren in- sanlarımızı parlamentoya taşımak adına haydi bismillah.

Ne mutlu Türküm Diyene…
 

Kategori: Öksüz ATA


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel Çok İyi İyi İdare Eder Kötü

Ortalama Puan: 4.66 Toplam Oy: 12



İlgili Konular

Öksüz ATA

"Gündemdeki konular..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun