Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır

Anasayfanız Yapın

Favorinize Ekleyin

Sitenize Son Dakika Haber Ekleyin İletişim Künyemiz Yeni Üyelik İçin

  ANA MENÜ

> Ana Sayfa
> Anketler
> Dost Siteler
> Haber Arşivi
> İletişim
> Hesabınız
> Künye
> Yusufiyeli Kimdir?
> İlkemiz
> Ziyaretçi Defteri
> Dosyalar
> Ansiklopedi
> S.S.S.
> İçerik
> İncelemeler
> Site Haritası
> Tüzük
> Basında Biz
> Yazar Arşivi
> Videolar
> Şehitlerimiz

  YAZARLAR

¬ Sedat GENÇKAN
  TÜRK LÜĞÜ, TÜRK OLMAYI SAVUNABİLMEKTEN YORULDUK.
¬ Abdullah AYATA
  SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM ENDÜSTRİSİ
¬ Öksüz ATA
  Gündemdeki konular...
¬ Bekir AKOĞUL
  VATAN BİR BÜTÜNDÜR

  H.NİHAL ATSIZ

> Hayatı
> Mücadelesi
> Kitapları

  LİNKLER

> Yusufiye
> Milliyetçiler
> Yeni Hafta
> Türk Ocak
> Yalnız Kurt
> Ülkücü Şehitler
Haberi Yazdır 11 Punto  14 Punto  16 Punto  18 Punto

 SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM ENDÜSTRİSİ

Abdullah AYATA Abdullah AYATA

Tarih: 24.03.2009 Saat: 15:49 Gönderen: YusufiyeliReis



Dünya üzerinde yaşayan Ermeniler arasında tarih birliği yoktur. Bunların bir kısmı, Nuh Peygamber’in torunlarından Hayk’ın soyundan geldiklerine, bazıları Med-Part asıllı olduklarına, bir kısmı Urartuların devamı olduklarına inanırlar. Anadolu Ermenileri olan Gregoryanlar ise soylarının Turani ırktan oldukları iddiasındadırlar.


Ermeniler arasında inanç birliği de bulunmamaktadır. Genellikle, Avrupalı Ermeniler Katolik, Rus Ermenileri Ortodoks, Anadolu Ermenileri ise Gregoryan mezhebine mensup insanlardır. Bu mezhepler arasında inanç ve itikatta derin farklılıklar olduğundan adeta ayrı ayrı birer din gibidirler.
Ermeniler, tarih boyunca büyük devletler kurarak iz bırakan medeniyetler oluşturamamışlardır. Hep güçlü imparatorlukların himayesinde dağınık halde yaşamışlar, bazen de ülkeden ülkeye sürülmüşlerdir.
Müslüman Türklerle 1020 li yıllarda karşılan Ermeniler, tam o yıllarda Bizans zulmü altında ezilmekte ve mezhep değiştirmeye zorlanmaktaydılar. Hatta, Anadolu Ermenilerinin İstanbul’a girişlerini engellemek amacıyla zamanın Bizans imparatoru 2. Jüstinyen “ Şeytanın peşinden giden Gregoryanlar Bizans’ın aşağılık mahluklarıdır. İstanbul’a girmelerine asla izin verilmeyecektir” şeklinde ferman çıkarmıştı.
Selçuklu akıncıları Ermenilerin imdadına adeta can simidi gibi yetişirler. Onları, koruyucu kanatlarının altına alarak himaye etmeyi vicdan görevi olarak kabullenirler. Türklerin adalet, dürüstlük ve inancına hayran kalan Ermeniler ise, onların Bizans’la yaptıkları çarpışmalarda Türk saflarına geçerler. Malazgirt Savaşı da dâhil olmak üzere birçok savaşı kazanmalarına yardımcı olurlar. Anadolu Türk hâkimiyetine geçince Selçuklular ve Osmanlılar döneminde hürriyet ve huzura kavuşurlar. Kaygısız, endişesiz mutlu bir hayat sürmeye başlarlar.


1461 Yılında İstanbul’a Fatih Sultan Mehmet tarafından bir Ermeni patrikhanesi yaptırılarak kendilerine hediye edilir. Şehre girmelerine ve ticaret yapmalarına izin verilir. 1492 tarihinde son Endülüs kalesi Granada Hıristiyanlar tarafından yılkınca Avrupa’dan kovulan Yahudileri de bünyesine kabul eden Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul ticaretini Yahudilere Anadolu ticaretini ise Ermenilere teslim eder. Türklere ise ticaret,” korkak, beceriksiz, güçsüz, sakat,”şahısların yapabilecekleri önemsiz işler olarak benimsettirilir.


Askere alınmayıp sadece vergi vererek hayatlarını sürdüren Ermeni ve Yahudiler kısa zamanda ticaret yoluyla zenginleşerek büyük aileler oluştururlar. Zamanla Yahudilere “ şehirli tacirler”, .Ermenilere ise “taşralı tacirler” adı verilir. Hayatlarından memnun olan bu iki mutlu azınlık kesimi devlete isyan etmez, zorluk çıkarmaz. Bu sebepten dolayı “ Sadı-ul Tebaa, Milleti Sadıka”şeklinde ünvan da alırlar.
Peki, neden sadık evlatlarımız denilen bu milletle aramız sonradan bozulmuştur? Neden, Osmanlının son döneminde bir buçuk milyon Ermeni’nin tarafımızdan katledildiği iddiasında bulunarak dünya kamuoyunu yanlış etkileyerek birçok uluslararası antlaşmada “ asılsız Ermeni soykırımı iddialarını” antlaşama şartı olarak öne sürmekteler? 24 Nisan “yas günü, kara gün” olarak ilan ettikleri zamanda ne olmuştur?


Bu olayların temelinde emperyalist devletlerin çıkarları yatmaktadır. Ermeniler ise piyon olarak kullanılmaktadırlar. İngilizlerin” Bir ayağı Ortadoğu’da olmayan devletin temeli sağlam değildir.” Şeklinde meşhur bir sözleri vardır. Ruslar ise tarihin her döneminde Anadolu’yu geçerek sıcak denizlere ulaşmak hayalindedirler. Anadolu ise Müslüman Türklerin vatanıdır. Orayı savaşarak elde edip geçmek mümkün değildir. Bu sebeple devletin içine hizip sokmak gerekmektedir.
Başta İngilizler ve Ruslar olmak üzere Hıristiyan devletleraralarında mezhep farkı olsa da bu iş için Ermenileri hedef kitle olarak belirlerler. Ermenilerin kendi yönetimlerinde olması gereken “Büyük Ermenistan” hayalini misyonerler vasıtasıyla işlemeye çalışırlar. Amerika ve Avrupa’ya tahsil için gönderilen “ TIĞA” adı verilen Ermeni gençleri emperyalistler için bulunmaz nimet olur. Okumak için yurt dışına giden her Ermeni gencine “ bağımsız Büyük Ermenistan” hayali işlenerek beyinleri yıkanır. Bunların her biri kısa zamanda Osmanlı ve Türk düşmanı olup çıkarlar.
Bu olayların sonucunda Maro isimli bir kadının liderliğinde Anadolu ve Kafkasya’dan gelen Ermeni öğrencilere1884 yılında Osmanlı aleyhtarı “HINÇAK ÇAN”( çan sesi) cemiyeti kurdurulur. Benzeri başka bir örgütü de Erivan’da “TAŞNAK” adı altında kurarlar. Bu iki şer cemiyeti kısa zamanda Anadolu’ya şubeler açarak teşkilatlanır. Anadolu Ermenileri örgütlerin baskısıyla birlikte yaşadıkları Müslüman ahaliyle sürtüşmeye ve kavgaya başlarlar. Taşnak cemiyeti tarafından üretilen “ BÜYÜK ERMENİSTANI KURMAK İSTİYORSAN ÖNCE KOMŞUNU ÖLDÜR VE KURTUL.” Sloganı çok etkili olur. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşlı, kadın, çocuk ayırımı yapılmadan tahmini 800.000 civarında masum Müslüman katledilir.


1890–1914 yılları arasında Ermeniler 31 ayrı merkezde büyük isyanlar çıkarırlar. Maraş’ın Zeytun Beldesi ve Van ilinde bağımsızlıklarını ilan ederler.2. Abdülhamit döneminde “Azınlıkların askere alınması” kanunu dâhilinde askere alınmış olan Ermeni asıllı askerler, Ermeni asıllı mebus Karakim Pastırmacıyan’ın emri ile silahlarıyla birlikte ya işgalci Rusların saflarına geçerler, ya da Ermeni çetelere katılırlar.


Ruslara rehberlik ederek Türk köy ve kasabalarını yakıp yıkarlar.1914 yılında Aram Manukyan isimli Taşnak lideri Van ilinde bağımsızlığını ilan edip kendisini Van valisi ilan eder. İlçelere Ermeni asıllı kaymakamlar atar. Canını, namusunu kurtarmak için bölgeden kaçmaya çalışan Müslüman halkın çoğunluğu katledilir.


Durumun vahametini gören Osmanlı idaresi 24 Nisan 1915 tarihinde Taşnak ve Hınçak örgütlerinin tüm şubelerini kapatarak yakalayabildiği elebaşlarını tutuklatıp İstanbul’a getirir. Yargıladıktan sonra bir kısmını suçlu bulup idam eder. Bunların sayısı 241’dir. Böylece bu şer odaklarının faaliyetleri durdurulur. İşte Ermenilerin “Kara gün” dedikleri gün bu gündür.


Ermenilere karşı devlet tarafından hiç bir katliam girişimi olmamıştır. Sadece Türk halkı kendini savunmak zorunda kalmıştır. Birbirine kinlenen Türk ve Ermeni milletinin bir arada yaşamalarının zor olacağını hesaplayan Osmanlı idaresi Ermeni vatandaşlarının huzur ve güvenliği amacıyla 27 Mayıs 1915 tarihinde Tehcir (sevk ve iskân kanunu) adıyla yeni bir yasa çıkararak kendi ordusu güvencesinde koruduğu tebaasını uzak Osmanlı vilayetleri olan Beyrut, Halep, Şam gibi şehirlere göç ettirmeyi uygun bulmuştur. İstanbul Ermenileri, 12 yaşından küçük çocuklar ve din değiştirenler kanun kapsamına alınmamışlardır. Zorunlu göçe tabii tutulan 580.000 civarındaki Ermeni’nin 55.000 kadarı yollarda hastalık ve eşkıya saldırısı sonunda ölmüştür. Bir buçuk milyon insanın öldürüldüğü iddiası tamamen asılsızdır. Zaten 1914 nüfus sayımında toplam Ermeni nüfusu 1.292.179’dur.


Milletimizin İstiklal savaşı’nı kazanmasından sonra Lozan Barış Antlaşmasında bizimle beraber masaya oturan Avrupalı devletlerin hiç biri Ermenilerden bahsetme gereği duymamışlardır. Çünkü onlardan yararlanma ümitleri tükenmiştir. Cumhuriyetle birlikte dünyanın çeşitli ülkelerine dağılan Ermeniler, bir müddet bulundukları muhitlere uyum süreci yaşadılar. Ekonomilerini kuvvetlendirip lobiler oluşturdular.1975 yılında ASALA isimli yeni bir terör örgütü oluşturdular.1982 yılına kadar 23 silahlı eylem gerçekleştiren Asala 41 kişisi diplomat olmak üzere birçok vatandaşımızı katletti. Kendilerine “ Mazlum Millet” görüntüsü vermeye çalışırken dünyanın tepkisini çekmeye başlayınca 1982 yılında Lübnan’ın sedan kentinde PKK ile anlaşarak silahlı eylem hareketlerini onlara devrettiler. O günden bu yana PKK Asala’nın kapı bekçiliğini, taşeronluğunu yapmaktadır. Asala ise eğitim kültür faaliyetleri ile ülkemizi yıpratma çalışmalarına devam etmektedir.


Günümüzde Ermeni Lobisi sadece ABD de ulunan 1128 dernek, vakıf v. b. Kuruluşla yıllık ortalama 120 milyon dolar harcama yaparak ülkemiz aleyhindeki menfi propagandasına yoğun şekilde devam etmektedirler. Yüce ulusumuza, kutsal dinimize, geçmişimize hakaret dolu binlerce kitap, dergi piyasaya sürerek piyasaya sürmüşlerdir.


Bu yayınların bilinen sayısı 26.143 dür. Marling (annem),Gece Yarısı ekspresi, Ararat isimli yüksek maliyetli filmleri dünyanın her yerinde vizyona girdirmişlerdir. Kuvvetli lobileri, zengin ekonomileri sayesinde birçok ülke parlamentosunda “ Sözde Ermeni Soykırımı” iddialarını yasallaştırmışlardır.
Türk düşmanlığı Ermenistan dışında yaşayan Ermeniler tarafından hobi haline getirilmiştir. İnançları, gelenekleri, kimliklerini unutmamak için araç olarak kullanılmaktadır. Yoksa, Anadolu toprakları üzerinde Ermeni devleti kurulamayacağını onlar da bilmektedir. Lakin, bu iş adeta artık “SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM ENDÜSTRİSİ” ne dönüştürülmüştür. Bazı ülkeler ve zengin Ermeniler Türk düşmanlığı faaliyet araçlarından büyük paralar kazanmakta, gelirlerini artırmak maksadıyla her yıl yeni yöntemlerle piyasaya dökümanlar sunmaktadırlar.


Kısacası, her devirde olduğu gibi birliğimizi, bütünlüğümüzü sarsmak isteyen devletler tarafından Ermeniler yine kullanılmaktadır. Bizim eksiğimiz ise geçmiş zamanlarda konuyu fazla ciddiye almamış olmamızdır.


Sonuç olarak, haklı olduğumuz bir davada ermeni zulmünü yaşamış, çok zor şartlarda bizlere vatan topraklarımızı bırakmış, adil, inançlı atalarımızın emanetine ve hatıralarına sahip çıkmalıyız. Özellikle gençlerimizi Türk, ermeni ilişkileri hakkında bilgilendirip bilinçlendirmeliyiz. Türk yazarlarının konuyla ilgili araştırma, hikâye, roman, şiir benzeri eserlerini okutmalı, tanıtmalı, yabancıl dillere çevirerek dünyaya duyurmalıyız. Tarihimize, kültürümüze, geçmişimize sahip çıkmalıyız.
 

Kategori: Abdullah AYATA


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel Çok İyi İyi İdare Eder Kötü

Ortalama Puan: 4.82 Toplam Oy: 29



İlgili Konular

Abdullah AYATA

"SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM ENDÜSTRİSİ" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun